|
Mumdu Bellek
mumdu bellek
yandıkça sımsıkı sarmalayan şamdanını
argındı
eskiydi koşumları
söndü ve hınçla kabus
çarpınca panjurlarını
mahsur kaldı korkudan
ve korkudan
indirdi gözkapaklarını adam
gürleyen alevler arasında debeleniyor
sağır suskun bir ağlayışla ama
geberiyordu eşya
saçlarıyla bir peri
kıvır kıvır bir tuba
duruyor bu dehşetengiz yangının ortasında
ve suskunlukla
ve sağır suskun bir ağlayışla ama
bakıyordu adama
adamsa boyuna diyordu yum
bağla beni ağzın
gezdir sonra bir köle
çünkü sahipsiz sesler dağıtan gecenin bu koynunda
tokuşur bir gülüş bir çok mahmuz nabzımda
uçuşur testereler ve rüzgarın
yırtılır zorladığı örümcek ağı
o zaman işte
sonsözün kozasından
ısıra ısıra genze
ejder olur akar yalan
o zaman işte
hiç kucak
kalmış mıdır kapanacak
sorar
kaldırırım gözkapaklarımı korkudan
diyor boyuna böyle konuşuyor
periyse duymuyor dinlemiyordu
çünkü dindirilmiş ten yangısı kokuyor
tüm bu söylenenlere artık
ilgisiz bakıyor
ve rüzgarın zorlayıp yırttığı örümcek ağından
kan sızıyordu
çünkü dindirilmiş ten yangısı kokuyor
tüm bu söylenenlere artık
ilgisiz bakıyor
ve elinde
mumu yanan bir şamdan tutuyordu
sonra mum söndü ve peri
usulca erimeye başladı omuzlarından
|