Anasayfa   l   Şiirler   l   Çeviriler   l   Yazılar   l   Mahfil   l   Linkler   l   Biyografi  l   Temas                                                                                                                   Müzik  l  Sinema  l  Politika

 

Gülhatmi

bu bir yıkım da olabilir
ama ben
elimde bir gülhatmiyle
bir telefon kulübesinin çevresinde
dolaşmayı tercih ediyorum
bakışlarıyla gülhatminin
neyi simgelediğini soranlara
dedektif öyküleri anlatıyorum

diyorum
söz gelimi buz gibi soğuk bir oda
maktul sereserpe ortada
bir gülhatmi kapatmışlar
şakağındaki kurşun yarasına
alnındaki kepazelet mührüyse
parlıyor flaşların
ve 75 wattlık ampulün
solgun ışığı altında
dedektife göre katil
Madam Sosostris olabilirmiş
belki de bir Veda tanrıçası
bana kalırsa
avcunda bir kan pıhtısı varsa
maktul mutlaka Cengiz Han'dır
yoksa da bu
bir muammadır
ve öyle kalmalıdır

sorgucuların bakışlarında hin
ve hunhar bir gülümseme
demek öyküm inandırıcı bulunmadı yeterince
avcumdaki jeton eriyip
bir kan pıhtısına dönüşüyor
ve gülhatmi
usulca elimden
düşüyor yere
düşüyor ve bir yaşlı kadın belirip
alıp bana vermek için eğilince
dönüşüyor bir su kasesine
bir fal bakıyor oracıkta
ve diyor:

"Pepiyadi
hani şu Veda tanrıçası
aşıktı bir zamanlar sana
sense Fenikeliydin
denizciydin
kızgın bir eriyik halindeydin
bir kızın
derlerdi yüzüyor
dilbalığı gibi narin elleri aklında
böyle şeyler
ve daha nice şeyler konuşurlardı hakkında
kaçırdın bir gece onu kayalıklara
kaçırdın ve
Kayalıkların Ecesi
dedin ona
sonra hükmün kesinleşti
ve insanlar
infaz için
Delos'tan geminin dönmesini beklemeye koyuldular
Atina kıyılarında

çanaktaki suyu çalkadım
ve kalabalıklar gördüm halka olmuş yürüyen
başlarındaki sarıkları
bırakmışlar bir tuba ağacının altına
ters giyilmiş kaftanlarıysa
dalgalanıyor rüzgarda
ve rüzgarın bir yelken olarak gerildiği kıyılarda

çanaktaki suyu çalkadım
duydum kanda bir borağan
çıldırıyordu baldıran
fısıldadım fısıldadım
sonsuza doğru ruhunu o zaman

bir zaman bir ışık huzmesi olarak
dalgalandın ve dalgalandın boşlukta ama
ansızın yittin sonra
üfledim üfledim
ve uzak yıldızlar gördüm suda
uzak yıldızlar ve karanlık gördüm suda
baktım bir gülhatmi göğeriyor avcumda
bir gülhatmi
ve kan pıhtıları yapraklarında
kan ve döl pıhtıları yapraklarında
daldırdım daldırdım avcumu
ve boğdum gülhatmiyi suda

uzak yıldızlarda aramam gerekti
karanlıkta
ve bulmam gerekti
bu talihsiz
bu zavallı ruhu
mutlaka

düştüm yola
düştüm
çanaktaki suyu
kıldım pusula

yolculuk varmaktan yeğdir
bense
zifiri yoksunluk ikilem doğurur
biçiminde ifade ediyorum bunu


demek istediğim
bunca serüvenden
hummalı bu yolculuktan sonra
yine de kuşku duydum
gelip karşına dikilmek konusunda

şimdiyse
bütün bildiklerimi unutmak
ve sıradan şeylere
söz gelimi
pardösündeki o dalgın lekeye
ya da tütünün sararttığı kırçıl bıyıklarına
yalnızca senin oldukları için
inanmak istiyorum "

doğrudur yıkımın
çoğu kez bir müjdeyle birlikte göründüğü
ama elimdeki gülhatmiyi düşüreli beri ben
uzaklaştım aşktan
ve aşka benzer her duygudan
artık ne görkemli bitkilerin
salınan gölgeleriyle
böceklerin tuhaf dünyalarına sarktığı
o boğucu sessizliği andıran duruşlarıyla
sorgucular ilgilendiriyor beni
ne de uydurduğum dedektif öyküleri

'94-'95