|
Düşmesin
Bir Göktaşı
düşmesin bir göktaşı
ürperiyoruz
önce diz çöküyoruz
sonra sürünüyoruz şaşkın
sürünüyoruz
kanayan kratere doğru
göğsümüzdeki derin
yaraya karşın
bir haykırış mı bu
evcil bir hayvanın
can çekişen yabanıl uykusu mu yoksa
yükseliyor
ve ufka doğru
kara bir buluta dönüşüyor usulca
görmüyor artık gözlerimiz
yılgın
yılgın bir ışık dalgalanıyor havada
yokluyor ve fark ediyoruz kirpiklerimiz kaşlarımızla
ve saplıyoruz pençelerimizi
kötü birer kılavuz olan ak’ını gözlerimizin
cansız bir fener gibi uzatıyoruz karanlığa
ve zorlukla yol alarak
yanmış bu toprakta
varıyoruz uçurumun kıyısına
orda dokununca kanın buğusuna parmaklarımız
dehşetle kaçışıyorlar yuvalarına
aşağıdaki fokurdayışı hissediyoruz avurtlarımızda
sonra şimşek çakıyor
sonra korkunç çatırtılarla parçalanıyor taş
sonra kan bir çılgadır-pıhtılaşıyor
kalıyor havzası ta orda
ve bırakıyoruz kendimizi bu boşluğa doğru usulca
|