|
m. bülent kılıç

REŞİD BEHBUDOV
|
EŞSİZ SESLİ REŞİD BEHBUDOV
Azerbaycan’ın ünlü hanendelerinden Mecid Bebudalı’nın
oğlu olan Reşid Behbudov, 1915 yılında Tiflis’te doğar.
Çocukluğunda, ailesinden sıkı bir tiyatro ve müzik terbiyesi alır.
Annesi Firuze hanım onu sık sık temsillere ve konserlere
götürmektedir. Neredeyse, kaçırdıkları oyun yoktur. Kulaklarıysa
babasının tatlı ezgileriyle doludur. Çünkü baba, şarkı söylemek için
gittiği bütün davetlere oğlunu da götürmektedir.
Reşid, bu şölenler ve konserler sırasında babasına gösterilen ilgiye
ve saygıya tanık olmakta, buysa babasının sesine duyduğu hayranlıkla
birleşmektedir. Babası gibi olmaya özenmesi, pek çok şarkıyı
öğrenmesiyle sonuçlanır. Ama söylemek konusunda yeterince cüretkar
değildir henüz.
Bir gün, annesinin kurutmak için serdiği meyvelerle ilgilenmek için
dama çıktığında, etrafın sakin olduğunu, aile üyelerinin tümünün
kendi işlerine dalmış olduğunu görüp, babasının evde olmamasını da
fırsat bilerek, şarkı söylemeye başlar. Bir süre sonra bir de bakar
ki annesi ve babası aşağıda dikilmiş, onu dinlemektedir. Bunun
üzerine baba Mecid bey oğlunu yanına çağırır ve başını okşayarak
“bir daha oku” der. Behbudov bu olayı şöyle anlatır: “Dikkatle
dinledikten sonra beni kucakladı. Bundan sonra babam her gün benimle
ilgilenmeye ve bana sevdiğim halk şarkılarını öğretmeye başladı.
Bana hep “sen çok ünlü bir hanende olacaksın” diyordu.”

1930’dan sonra sahneye çıkmaya başlar. Erivan’da bir
caz topluluğunda yer alır. 1938-44 yılları arasında Erivan Filarmoni
Orkestrası’nda çalışır ve aynı zamanda Ermenistan Devlet Opera ve
Balesi’nde sahneye çıkmaya başlar. 1942’de Sovyet ordu birlikleri
İran’da konuşlanmaya başladığında burada görevlendirilir. Ordu ve
halk için yaklaşık on kentte konserler verir ve büyük ilgi görür.
İçinde yer aldığı caz grubuyla birlikte, İkinci Dünya Savaşının en
kızgın yıllarında, Nazi faşizminin azgınca ilerleyişine direnen
Sovyet askerlerine konserler verir. “Kırımskaya Boyavaya” askerler
arasında çok popüler olur.1946-56 yıllarında Azerbaycan Devlet
Filarmonisi’nde, 1953-60 yılları arasında da ara ara Azerbaycan
Devlet Opera ve Balesi’nde solist ve teşkilatçı olarak bulunur. 1966
yılında, müzik, bale, pandomim gibi türleri sentezlemeye çalışan
Azerbaycan Devlet Şarkı Tiyatrosu’nu kurar ve burada solist olarak
çalışır.
Gerçek ününeyse, 1945 yılında, Arşın Mal Alan’ın filmleştirilmesiyle
sahip olur. Eserin gösterime girmesinden bir yıl sonra Behbudov,
Devlet Nişanı alır.
Pek çok Avrupa, Güney Amerika, Asya ülkesinin yanı sıra Bulgaristan,
Irak, İran ve Türkiye gibi ülkelerde de konserler verir. Ellinin
üzerinde dilde şarkılar söyleyen, konser için gittiği bütün
ülkelerde o ülkelerin kendi şarkılarından da birkaç tane söylemeyi
ihmal etmeyen Behbudov, özellikle Rusça söylediği şarkılarla, Rus
sanatçıları bile kıskandıracak ölçüde kusursuz bulunmuştur.

Başarısı, onu alışılagelmiş kimi kısıtlamalardan ve dayatmalara
maruz kalmaktan korumuştur. 1956 yılında Sovyetlerde Halk Sanatçısı
ünvanını kazanan Behbudov, 1989 yılında da ölmüştür.
Zeki Müren’in, Türk sinemasının siyah beyaz dönemindeki filmlerine
benzeyen pek çok filmde başrol oynayan ve bolca şarkı söyleyen
Behbudov, klasik operadan halk şarkılarına kadar uzanan geniş bir
repertuara sahip, çalışkan ve ayrıntıcı bir müzisyen olarak tanınır.
Kızı Reşide Behbudov da, tıpkı Reşid ve babası Mecid gibi
müzisyendir .
Yazı, daha önce Ankara Kültür Sanat Haritası'nın
Şubat 2005 tarihli sayısında yayımlandı.
|