|
m. bülent kılıç

Hüseyin Alizade
حسين عليزاده
|
HÜSEYİN ALİZADE’Yİ TANIMALISINIZ
“Tar’ım hayatımın anlamıdır”
diyen, İranlı büyük müzisyen Hüseyin Alizade 1951 yılında Tahran’da
doğdu. Yoksulca sayılabilecek bir ailenin altı çocuğundan biriydi.
Tarla tanıştığı güne kadarsa aklında hep keman çalmak vardı. Ama
keman bölümlerinin kontenjanı dolmuştu. Bu düşkırıklığı, dünya
müziği için büyük bir şans olacaktı. Büyükleri ona tarı önerdiler.
“Bu çalgı nasıl çalınıyor?” diye sormuştu, çocuk Alizade. Bu sorunun
yanıtını bütün bir yaşamını tara ve müziğe adayarak vereceğini
bilemeden…
Böylelikle konservatuara başladı. Eğitimini tamamladıktan sonra,
Tahran Üniversitesi Müzik Okulu’na girdiğinde yıl 1975’ti…Buradan,
beste ve icra dallarında lisans derecesi aldı. Aynı dönemde,
geleneksel İran müziği alanında Huşeng Zarif, Ali Akber Şahnazi, Nur
Ali Borumend, Mahmud Kerimi, Abdullah Devâmi, Yusuf Forutan, ve Said
Hormuzi gibi ustalardan İran klasik müziğinin inceliklerini öğrendi.
Günde on iki saat tar çalıyordu. Bütün bu yıllar boyunca kendisine
“katlanan” ailesine daima şükran duyacaktı. Çünkü gerçekten de küçük
bir evleri vardı.

Eğitimini tamamladıktan sonra, İran Radyo ve Televizyonu Ulusal
Orkestrası’nda şef ve solist olarak görev yaptı. Böylece, daha sonra
İran ve yurt dışında vereceği konserlerle ilerleteceği solo kariyeri
de başlamış oldu.
Klasik İran müziğinin tanıtımı ve geliştirilmesine kendini adamış
olan Aref topluluğunu kurdu ve Şeyda topluluğuyla da çeşitli
çalışmalar yürüttü. Alizade, yurt dışındaki ilk profesyonel
deneyimini Maurice Bejart’ın Gülistan adlı balesinin temsili
sürecinde yer alarak elde etti. Burada ünlü Bejart Bale Topluluğu
orkestrasında çaldı. 80’lerin başında Berlin Üniversitesinde de
beste ve müzikoloji konusunda çalışmalarını sürdürerek formel
eğitimini daha da ileri götürdü.
Günümüz İran müziğinin en önemli figürlerinden biri olarak kabul
edilen Alizade, Tahran Üniversitesi ve konservatuarında, ayrıca
Kalifornia’da hocalık yaptı . Pek çok genç müzisyen yetiştirdi. Tar
için pek çok etüd yazdı ve yayınladı. Mirza Abdullah’ın tar ve setar
için yazmış olduğu redifi yorumladı ve parçanın bütününü kaydetti.
Zurnayı, neyi, tarı ve setarı çok sesli müziğin birer enstrümanı
olarak ustaca kullandı. Yerel motifleri ve ezgileri çağdaş müziğin
eğlim ve olanaklarıyla başarıyla sentezledi.
Alizade, Avrupa, Amerika ve Asya’da haylice konser verdi ve pek çok
radyo ve televizyon programına katıldı. Başlıca eserleriyse şunlar
Ney doğaçlamaları (1976), Umut Ovalarının Atlıları (1977), Hesar
(Hisar,1977), Oysan (İsyan, 1983- arp,yaylılar ve vurmalılar için
bir fantezi),Ney Nava (1983), Roya (Rüya, 1986) arp ve flüt için,
Torkemen (Türkmen, 1986), Raz-O-Niaz (1986), Şefkat Şarkısı (1991)…
Başkaca pek çok albümü bulunan Alizade 2003 yılında, İran’da, ünlü
ermeni müzisyen Civan Gasparyan’la da bir konser verdi ve konser
kaydı 2004 yılında albüm olarak piyasaya sürüldü.

Ayrıca, Türkiye’de de gösterime girmiş olan Sarhoş Atlar Zamanı ile
sadece festival programlarında yer alan Gebbe gibi filmlerle, İran
Seraye Men est (İran Benim Sarayımdır) ve Kaplumbağalar da Uçar
filmlerinin müziklerini yaptı.
Yazı, daha önce Ankara Kültür Sanat
Haritası'nın Ocak 2005 tarihli sayısında yayımlandı.
|