| m. bülent kılıç |
EŞSİZ SESLİ REŞİD BEHBUDOV
Azerbaycan’ın ünlü hanendelerinden Mecid Bebudalı’nın
oğlu olan Reşid Behbudov, 1915 yılında Tiflis’te doğar.
Çocukluğunda, ailesinden sıkı bir tiyatro ve müzik terbiyesi alır.
Annesi Firuze hanım onu sık sık temsillere ve konserlere
götürmektedir. Neredeyse, kaçırdıkları oyun yoktur. Kulaklarıysa
babasının tatlı ezgileriyle doludur. Çünkü baba, şarkı söylemek için
gittiği bütün davetlere oğlunu da götürmektedir.
Devamını okuyun
|
| m. bülent kılıç |
“FELEK” TÜRÜ MÜZİĞİN BÜYÜK USTASI
DAVLATMAND KHOLOF
Davlatmand Kholof,
kültürel ve sanatsal düzeyi gelişkin bir çiftçi ailesinin çocuğu
olarak, 1950 yılında, Tacikistan’ın Şurabad bölgesinde dünyaya
geldi. İlk ustaları, babası Khan Mohemed ve ağabeyi Nezer Ali’ydi.
Babası, yörenin insanlarıyla sık sık bir araya gelir, eğlenceli
toplantılar, şölenler düzenlerdi. Bu toplantılara, çocuklar ve
kadınlar kabul edilmese de, söylenen şarkıları dinlemek yine de
mümkün olurdu. Davlatmand, repertuarındaki şarkıların ilk dizisini
belki de böyle elde etmişti.
Devamını okuyun
|
| m. bülent kılıç |
HÜSEYİN
ALİZADE’Yİ
TANIMALISINIZ
“Tar’ım hayatımın anlamıdır”
diyen, İranlı büyük müzisyen Hüseyin Alizade 1951 yılında Tahran’da
doğdu. Yoksulca sayılabilecek bir ailenin altı çocuğundan biriydi.
Tarla tanıştığı güne kadarsa aklında hep keman çalmak vardı. Ama
keman bölümlerinin kontenjanı dolmuştu. Bu düşkırıklığı, dünya
müziği için büyük bir şans olacaktı. Büyükleri ona tarı önerdiler.
“Bu çalgı nasıl çalınıyor?” diye sormuştu, çocuk Alizade. Bu sorunun
yanıtını bütün bir yaşamını tara ve müziğe adayarak vereceğini
bilemeden…
Devamını okuyun
|
Hakan kardeşim
Moskova'daki bu bar/pub'dan söz ettiğinde, mekana adını veren bu
şiir ve her gün program başlamadan önce hep birlikte söylenen bu
şarkı ilgimi çekti. Burasının, şiirdeki gibi proleterlerin
kapısından bile giremeyecekleri türde şık bir İngiliz mekanı olduğu
ortada. Ama biz yine de bu şiiri o koca kıçlı, koca göbekli ve
yanaklarındaki kılcal damarlar patlayacakmış gibi duran sonradan
görmelerden çalabiliriz.
Pub,
adını,
("Sixteen
tons")
Merle Travis’in maden işçilerine adadığı şarkısından almış. Şarkıyı
1955’te Tennessee Ernie Ford meşhur etmiş
Hakan şiiri gönlüyle çevirmiş. Sağolsun.
|
16 Ton
Bazıları der ki insan çamurdan yaratılmıştır
Yoksul bir adam kas ve kandan ibarettir
Kas, kan, deri ve kemik
Zayıf bir zihin zindedir
16 ton çekersin ve eline ne geçer?
Ertesi gün biraz daha ihtiyar ve biraz daha bataktasındır
Aziz Peter beni çağırma çünkü gelemem,
Şirketin marketine ruhuma dek borçlandım
Güneşin parlamadığı bir gün doğdum,
Çekicimi kaptım ve madenin yolunu tuttum
9 numara kömürden 16 ton çektim
Ekip başı dedi: “ruhunu koru”
16 ton çekersin ve eline ne geçer?
Ertesi gün daha yaşlı ve daha da bataktasındır
Aziz Peter beni çağırma çünkü gelemem,
Şirketin marketine ruhuma dek borçlandım
Yağmurun çiselediği bir gün doğdum
Kavga ve bela göbek adımdır
Feleğin çemberinden geçmiş bu şahsı
Ağır tonajlı hiçbir kadın evcilleştiremez
16 ton çekersin ve eline ne geçer?
Ertesi gün daha yaşlı ve daha da bataktasındır
Aziz Peter beni çağırma çünkü gelemem,
Şirketin marketine ruhuma dek borçlandım
Eğer geldiğimi görürsen hemen yol ver
Birçoğu öyle yapmadı ve mezarı boyladı
Bir yumruğum demir, diğeri çeliktir
Seni biri haklamazsa diğeri haklayacaktır
16 ton çekersin ve eline ne geçer?
Ertesi gün daha yaşlı ve daha da bataktasındır
Aziz Peter beni çağırma çünkü gelemem,
Şirketin marketine ruhuma dek borçlandım
Çeviren:
Hakan Özer Yılmazkurt
SIXTEEN TONS NIGHT CLUB |
|
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
|
|
|