Osman Çutsay
Haftalık dergi
soL'un
Osman Çutsay'la yaptığı söyleşi...
(soL,
17 Ekim 2008, 250. sayı)
|
“Gorbaçov veya Irak Komünist Partisi
kadar onurları var”
Uluslararası Frankurt Kitap Fuarı’na koşa koşa giden
Türk yazarlarının aydın veya solcu olamayacağını ileri süren
gazeteci-yazar Osman Çutsay, katılımcıların Türkiye’deki işgalin
geldiği düzeyi gösterdiğini iddia etti. soL’un sorularını
yanıtlarken, “Egemenlerin attığı kemikleri, onların yüzüne
çarpabilenlerden aydın çıkar, yoksa o kemiklerin üzerine
atlayanlardan değil. Yani, Nâzım’ın çocuklarına bu tür
kepazeliklerden uzak durmak yakışır. AKP-AB tiyatrosunda
figüranlıkla solculuk hiç bağdaşmaz şeylerdir. Frankfurt’taki
rezalete katılıp orada solculuk yaptığını iddia edenlerin yatacak
yeri bulunmuyor, asıl mücadele edilmesi gerekenler de onlardır”
diyen Çutsay’a göre, az sayıdaki boykotçu, daha şimdiden
sanıldığından çok daha etkili oldu.
soL – Türkiye’den yazarların Frankfurt Kitap
Fuarı’na bu denli coşkulu katılımı sizce neyin göstergesi?
OSMAN ÇUTSAY - Coşku ve zevkle katıldıkları
doğrudur. Hak ettikleri itibarı gördükleri de doğrudur. Ama bu “hak
ettikleri itibar”, benim gözümde çok aşağıda bir yerlerdedir. Mevcut
iktidarla kavgası olmayanlara ve solculuk iddiası taşımayanlara bir
şey demiyorum. Onlara bir sözüm olamaz, zira açıkça bizim
karşımızdaki cephede yer alıyorlar. Hesaplaşırız. Ama hem solculuk
iddiasında bulunup, hem de kavgacı solumuzu, yeni solumuzu bir türlü
beğenmeyenlerin bence yatacak yeri bulunmuyor. Çok kirli bir oyunun
iğrenç parçalarıdırlar. Kiralık figüranlar da diyebilirim...
soL - Neden? Öyle bir uluslararası toplantıda
solculuk yapılamaz mı?
OSMAN ÇUTSAY - Yapılabilir mi? Böyle bir şey
olabilir mi? O zaman Irak Komünist Partisi’ne niye kızıyorlar? Benim
gözümde, ABD işgaliyle birlikte işbirlikçi hükümetin kültür işlerini
devralan Irak Komünist Partisi ne kadar solcu, devrimci veya
komünistse, AKP’nin bu bayramına topukları sırtlarına değe değe
koşanlar da o kadar aydındır. İnsan utanır. Bunların aydın olmakla
hiçbir ilgileri yok. Bunlar, maalesef tüm onurlarını yutmuş kiralık
bir teknokrat güruh... Konu mankenleri...
soL - Ağır olmuyor mu?
OSMAN ÇUTSAY - Olmuyor. Türkiye adım adım gelişen
bir işgali yaşıyor. Bu ülke bitiyor, göz göre göre bitiriyorlar.
Terbiye mi arayacağız? Bu işgalde, işgalcilerle “eleştirel” ilişki
içinde olanlara, yani işgalcilerin attığı her kemiğin üzerine
“sorgulayarak” atlayanlara biz solcu veya aydın diyemeyiz.
İşgalcilerle savaşılır. AKP, Türkiye’yi bitirecek bir işgal
hükümetidir. Bence bir büyük koalisyonun en büyük partisidir.
Tamam... Dedim ya, zaten solculuk iddiası taşımayanlara bir sözüm
yok. Onlarla konuşulacak bir şey yok çünkü. Hasmımızdırlar. Ama sola
sızmış, aramızdaki bu Gorbaçov döküntülerine, üstelik herkese de
solculuk dersi verenlere söyleyecek çok şeyimiz var. Bunlar, tüm
onurlarını üç kuruş veya bir uçak bileti için satışa çıkarmış
bulunuyorlar. Bunlar “Şerefsiz Osmanlı”ya dönüştürülmüş bir
Türkiye’nin, paramparça edilen bir ülkenin coşkulu figüranlarıdır.
Bu “malları” 1989’dan beri iyi tanıyoruz. Peki, solcular veya
aydınlar, ki ikisi benim için aynı niteliğin parçalarıdır, şimdi bu
rezalete ve AKP işgaline karşı çıkmayacaklar da neye ne zaman karşı
çıkacaklar? Orhan Pamuklar, Şebnem İşigüzeller, Murathan Munganlar,
Elif Şafaklar ve adları fuar çerçevesindeki çeşitli etkinliklere
katılacağı duyurulan Atilla Dorsaylar, Feride Çiçekoğlular, küçük
İskenderler, Nevzat Çelikler, Erdal Alovalar, Haydar Ergülenler vs
mi Türkiye’yi temsil ediyor? Aydın, bu AKP kervanına katılmayı
solculuğa veya aydınlığa nasıl sığdırabilir? Bu nasıl bir “meşruiyet
mekanizmasıdır” ki, tüm tarihsel onuru satışa çıkarmayı
kolaylaştırıyor... Bu liste çok uzun... Ama tepki gösterenlerin
adına rastlayamıyoruz...
SoL – Az sayıda da olsa bu katılımı reddedenler
çıktı.
OSMAN ÇUTSAY – Umudumuz o insanlardadır. Bazılarını
ben de biliyorum. Leyla Erbil, Nihat Behram, Kaan Arslanoğlu...
Galiba birkaç isim daha var... Katılımcılar, “Ne yani, 8-9 kişilik
boykotçular grubu mu haklı?” diye geriniyorlar. Bu insanlar, şu
anda, benim için, Türkçenin ve Türkiye’nin kurtuluş bayrağını
taşıyan aydınlardır. Diğerleri için söyleyecek söz bulamıyorum.
soL – Peki, Türkiye’nin onur konuğu olduğu bu fuarın
hiç mi bir anlamı yok?
OSMAN ÇUTSAY – Var. Bitirilen Türkiye’yi onur konuğu
almakta yerden göğe haklılar. Belkemiğine sahip çıkan, sol-aydın bir
tepki içeren Türkiye’yi konuk sayacak değillerdi ya. Maalesef,
Türkiye aydını bu cepheyi bölemedi. Ben, aydını, 1917’den bu yana,
hep solun ve solcunun bir türevi sayarım. O nedenle solumuzun da bir
başarısızlığı söz konusu. Ama bu geçici yenilgiyi de abartmayalım.
Bir örnek vererek ne demek istediğimi anlatayım: Bu fuar nedeniyle
Yaşar Kemal’in küçük ama zaman zaman çok iddialı haberler yayımlayan
bir gazeteyle, Neue Osnabrücker Zeitung ile yaptığı bir söyleşi,
ajanslara da yansıdı. Ahı gitmiş vahı kalmış Yaşar Kemal bir sürü
yanlışın içine birkaç doğru şey de sıkıştırdı falan filan. Ama
gazete, küçük bir sosyalist-marksist yazar grubunun bu fuara
katılmayı reddettiğini yine de kendisine hatırlattı ve Yaşar Kemal
gerçek yerini “Ne demek, sağlığım izin verse ben de gelirdim”
diyerek, yani o onurlu tepkiye küfrederek gösterdi. Söyleyeceğim
şey, şu: Arkadaşlarımızın sayısı az, ama çok onurlu bir yere
sahipler ve korku uyandırıyorlar. “Cirmimiz kadar yer yakıyoruz”,
doğru, ama ödleri patlıyor bu kadarlık reddiyeden bile... Demek, çok
da bitmiş değiliz. Yenildik, ama bitiremiyorlar... Genç devrimci
kuşağın bütün bu rezilliklere ve rezillere gerçek yerlerini
göstereceklerine inanıyorum. Bu figüranlarla sol zaten bir yere
gidemezdi, bahaneyle temizlik yapıyoruz.
soL – Gazetecisiniz, böyle şeyler söylemek sonuçsuz
kalır mı?
OSMAN ÇUTSAY – Bilemiyorum. Ama artık Türkçede de
okunabilen ve son kitabı (“Terrorziel Europa”) bir ayda ikinci
baskıya geçen Jürgen Elsässer’in birkaç yıl önce bir toplantıdaki
yanıtını hatırlıyorum. Sırp bir kadın, “Korkmuyor musunuz böyle
genel eğilime karşı çıkan yazılar yazmaya” demiş, Jürgen de “Ne
yapayım? Bunları içime ata ata mide kanseri olup ölmeyi mi
bekleyeyim?” diye yanıtlamıştı. Bunları saklayarak nereye
gidebiliriz? Gerçekler, bu büyük rezalet orta yerde duruyor. Ülke
bitiriliyor. Görüyoruz işte, yazarları toptan, bir eğilim olarak,
acenta veya ajan haline gelmiş. Söylemeyelim mi? Yine de ben Türkiye
toprağından çok umutluyum. Hele hele 98’lilerden...
|