Anasayfa   l   Şiirler   l   Çeviriler   l   Yazılar   l   Mahfil   l   Linkler   l   Biyografi  l   Temas                                                                                                                   Müzik  l  Sinema  l  Politika

FİZAN EKSPRESİ
24 Nisan-30 Haziran Anasayfa Başlıkları

 








"27 Mayıs"
tarihiyle birlikte, "27 Mayıs Darbesi" de bir kez daha tartışmaya açıldı. Hatta süreç, bir takım demokrasi akrobasileriyle taçlandırıldı bile. Evet, 27 Mayıs bir darbedir. Ama bu darbenin de, sonuçları değerlendirildiğinde, bu ülkedeki en parlak ve aydınlık dönemlerden birinin önünü açtığı açıktır. 27 Mayısçıların bile böylesi bir aydınlık evresini öngöremedikleri bariz. Özellikle 1965 yılıyla birlikte silahların ve çivili sopaların bir takım gizli çekmecelerden çıkarılıp tedavüle sokulmasının nedeni de budur zaten.
Benim 27 Mayıs kavrayışımı neredeyse bütünüyle yansıtan bu yazı, geçen yıl  kaleme alınmıştı. Ancak, öyle gözüküyor ki, hala çok ciddi biçimde geçerliğini koruyor.

       

27 Mayıs yalanları


1960 darbesine devrimci ve ilerici bir eylem olarak yaklaşanların sayısı her yeni on yılda biraz daha azaldı. Ufukta bir 27 Mayıs rönesansı işareti de yok.

Kendi başına düşünüldüğünde bu değişimde bir sorun bulamayız. Bir askeri darbenin, üstelik NATO üyesi bir ordunun yaptığı ve hele başı sonu kapitalist düzene çare üretmekle sınırlı bir operasyonun, abartılı pozitif hatıralarla anılmasının son bulmasından hiç olmazsa bilim adına mutlu olunabilir.

Ancak hayat kendi başına var olan kompartımanlardan ibaret değildir. Bir zamanların resmi bayramı 27 Mayıs'ın, en azından yerine ne konduğuna bakmadan işin içinden çıkılacağını sanmak aymazlık olur.Devamını okuyun
 



"gece içindeler, ama gündüz gibiler"

2009 Nisan'ının ortasında Kabilli kadınlar mevcut yasaları protesto ediyorlar.

Fotoğraflardan ilkindeki pankartta:" Yasaya evet, tehcire hayır (tehcir, burada, katılık, sertlik anlamında...)!" yazıyor. İkincisindeyse "Taliban yasası istemiyoruz" biçiminde yazılı.

     

yeniGÜN AVRUPA
, gerçek Avrupa'yı yazmak üzere çıkmaya hazırlanıyor. Avrupa ve Türkiye aydınlanmasının emekten yana değerlerine sahip çıkarak...
Siteyi "sık kullanılanlar"ınıza kaydetmek ve deneme sayısının PDF nüshasını indirmek için lütfen yandaki görsele tıklayın.

Tacik sanatçı Olim Kamalov'dan birkaç minyatür...

(Afganistan, İran,Tacikistan)











İslamo-faşistlerin pervasızlığının yeni bir örneği... Demokrasi dinine mensup eski solcu bulaşıklar ve liberaller iyi okusunlar.






















 

“Vakit” ahlaksızlık vakti
 
ÇYDD Başkanı Türkan Saylan’la ilgili yaptığı haberlerde insani değerleri ayaklar altına alan Vakit gazetesi, Gazeteciler Cemiyeti’nin önceki gün yaptığı kınama açıklamasına karşı mevcut tavrını savundu.

Vakit gazetesi yazarlarından Ali Karahasanoğlu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Türkan Saylan’ı kasten “Söverken turp gibiydi” başlıklı manşet haberinin arkasında durdu.

Hatırlanacağı üzere, gazetenin söz konusu manşet haberi geniş tepkiye neden olmuş, Basın Konseyi’nin ardından önceki gün de Gazeteciler Cemiyeti haber hakkında kınama açıklaması yapmıştı. 
Devamını okuyun

Dostumuz Yurdakul Er'in “The Partisan” adlı yazısına dikkat çekmek istedim...
















 


“The Partisan”

Leonard Cohen’i getirteceklermiş. Gelir. Zaten ahı gitmiş vahı kalmış bir adamdır. Fakat, muhterem 75 yaşında ve sağlığı herhalde eskisi gibi değil. Belki de bunun içindir bütün telaş. Olabilir. Yoksa, dişleri sökülmüş, siniri ve tehlikesi tamamen alınmış, bir zamanlar kartal gözüyle bakılan bu tür “afyonlu arslanlardan” o kadar çok var ki çevremizde...

Ancak bu depresif ihtiyar, ne olursa olsun hâlâ ilginç, hatta sevimli bu Kanadalı Yahudi, özellikle 60’larda Batı gençliğinin aklına yapışmış şarkıların da karizmatik taşıyıcısıydı.

“The Partisan” işte bunlardan biridir.

Bugün internet ortamında ulaşmak da kolaydır ve gerçekten çok güzeldir. Cohen iki dilde, İngilizce versiyonunu Fransızcasıyla iç içe söyler. Londra’ya kaçan Anna Marly ve Emmanuel d’Astier de la Vigeria’nın 1943’te yazdığı ve  nazilerle savaşan Fransız direnişçilerine (“resistance”) adanmış bir şarkıdır: Gıkı çıkmadan ölümün üzerine yürüyebilenlerin, savaşmak için “gölgeye çekilenlerin”, mezarların arasından esen rüzgarlarla birlikte o gölgelerden bir gün çıkıp gelecek olanların şarkısı. Devamını okuyun

                                                                                  Önceki başlıklar