Anasayfa   l   Şiirler   l   Çeviriler   l   Yazılar   l   Mahfil   l   Linkler   l   Biyografi  l   Temas                                                                                                                   Müzik  l  Sinema  l  Politika

  Mana Ağayi
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 












 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 


 

 

 







 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 

 

 

 

 

 


كفش نامه
Ayakkabı-name

ayakkabımı bağlıyorum
her şeyi unutuyorum
ezmeye gidiyorum başımı yüksek duvarlarda
ve küçük odaları düşünüyorum
büyük düşüncelere dalmamak adına
kız kardeşim gelecek için aşk mektupları yazıyor
annem su döküyor çocukluğumuzun ardı sıra
hiçbir zaman dönmeyeceğime dair kendime söz veriyorum
gidiyorum
dört yaşımda oyuncak bebek saçları örüyorum
yedi yaşımda kara tahtayla tanışıyorum
keyfimin bütün çıngıraklarını çalıp götürüyor bir inkılap
yürüyorum
sessizlikle mühürlüyorum dudaklarımı
dişlerimin ardında zincire vuruyorum şiirlerimi
başörtümü uçuruyor rüzgar
tuniğimin içindeki tutsaklığımı keşfediyorum
yalnızlığın kuşattığı bir anakarayım
yürüyorum
babam beni o sulara ulaştırıyor ve ölüyor orada
ben henüz “ulduz ve kargalar”ı *okuyorum
dönüş biletleri alıyorum trenlere
yaşam bütün azametiyle sığıyor bir bavula
yürüyorum
pasaport şubesinde lal bir polis
son çıkış tarihimin kaydını çıkarıyor bilgisayardan
kırmızı ışıklarla takip ediyorlar beni
otelin aynasında bir kadın hayret ediyor bana
öyle ki bir gün kaybolacağım nefeslerinin buğusunda
yürüyorum
karşımda duvarlarıyla dikiliyor Berlin
ucuz votkalarını dolduruyor kadehime Moskova
genelevlerine davet ediyor beni Londra
usul usul anlıyorum neden
heykel yaptıklarını özgürlükten

yürüyorum
caddeleri süpürüyorum günlerce
geceleri de
ilacımı içinceye kadar
yazgılarını izliyorum insanların televizyonlardan
yine de kurumuyor kalbimin iltihabı
yürüyorum
yirmibirinci yüzyıl geliyor
dünya bir gökyüzü rüyası görüyor
yer kaygılı
dikmiş gözlerini uçakların hatlarına

Mana Aghayi
çeviren: m. bülent kılıç


*Samed Behrengi'nin anısına